Etiket arşivi: yalınayak

Tecrit, Tek Tip, Tretman ya da… MİKADO’NUN ÇÖPLERİ

Shrek:Biz diye bir şey yok. Bizim de yok. Sadece ben ve bataklığım var.”

Mikado’nun çöplerini bilir misiniz? Kibrit ya da kürdanlarla oynanan anlaması kolay, oynaması zor bir oyundur. Kürdanları önce yere saçar, sonra tek tek toplarsınız. Tek bir şart vardır; saçılan kürdanlardan birini alırken diğerlerini kımıldatamazsınız… Hiçbir kürdan diğerine değmemeli, birbirini etkilememelidir. Sizin için en iyi hedef kuşkusuz diğerlerinden yalıtık olan kürdanlar olacaktır.

Bizi de burada, neredeyse 4 yıldır “Mikado’nun Çöpleri” gibi tek tek “toplamaya” çalışıyorlar.

Biri “toplanır”, sesi boşlukta yitirilmeye çalışılır; adı, benliği, teninin rengi, siyasal ve sosyal kimliği, fiziki ve ruhsal bütünlüğü yok edilirken diğeri onu duymasın istiyorlar. Birbirine değmeyen kürdanlar gibi… Tecrit, Tek Tip, Tretman ya da… MİKADO’NUN ÇÖPLERİ yazısına devam et

TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK

adem kütük
Mapushane kapısı gülüm bir elvan geçit / Gelene açılır gülüm gidene kilit(Erol Toy)

Bir mahkûmun ilk görevi kaçmaktır.(Michel Foucault)


Gazete manşetleri, ucuz spotlar, üçüncü sayfa haberleri, arka sayfa güzelleri, her konuya herkesten daha hakim pozlarındaki uzman yorumcular gözümüzün önünden bir film şeridi gibi geçerken bir ömrü nasıl heba ettiğimizi şaşırarak fark etmek nasıl bir duygu biliyor musunuz? “İşte hayatın anlamı üstüne bir söylev daha başlıyor” diye yüzünü buruşturanlardansanız size bir iyi, bir de kötü haberim var. İyi haber; hayatın anlamı üstüne bir söylev daha çekilmeyecek bu sayfalarda. Ve kötü haber; çok daha kötüsü olacak. Israrla yüz çevirdiklerimizden bahsedilecek… Henüz 13 yaşındayken 26 koca adamın tecavüzüne uğradığı yetmezmiş gibi bir de adalet umduğu kapılarda “fahişe” muamelesi gören çocuğun haberini okumadınız mı? “Memlekete zararlı çocuklar kan testiyle belirlenip yürüme çağına gelmeden yok edilsin” diyebilen “eğitimci”nin sözleri kulağınızı tırmalamadı mı? Uludere’li 12’lik çocukların F16 kazasına kurban gidişlerine tanıklık etmediniz mi? Hapishanelere doldurulan öğrencilerin, gazetecilerin, çocukların haberleri gözlerinize çarpmadı mı? Ortam dinlemeleri, telekulaklar, insanların yatak odalarına kadar sokulan gizli kameralar içinizdeki paranoyağı uyandırmadı mı? “Paranoyak olmanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez” özlü sözü kulaklarınızda çınlayıp durmadı mı? İçine tıkıldığımız bu soğuk dünya, bu buz gibi gerçeklik gerçekten de sıkıcı olmaya başlamadı mı? Günlük hayatın tek düzeliği, işiniz, işsizliğiniz, okulunuz tutsak hissetmenize hiç mi sebep olmadı? “Buranıza” kadar geldiğini itiraf etmenin zamanı gelmedi mi? “Kaçıp gitmek”ten… Başka bir gerçeklik boyutuna geçmekten başka bir çözüm kalmadığını göremiyor musunuz gerçekten? TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK yazısına devam et