Etiket arşivi: kadın

Memeler İsyanda!

Derinlemesine hasta bir topluma uyum sağlamak bir sağlık ölçütü değildir.”  (Jiddu Krishnamurti)

Alıştıra alıştıra söylemenin bin bir çeşit yolu var elbette ancak şok edici gerçekleri bazen lafı dolandırmadan söylemek gerekiyor. Kadınların memeleri var.

Bazı gerçekler onlara gözlerimizi kapadığımızda yok olabilirler, hepimiz hayatlarımızın bir bölümünde tanıklık etmişizdir buna. Oysa kadınların memeleri vardır ve bu gerçek gözlerimizi her kapayışımızda büyüyerek karşımıza dikilir. Memeler evet… Yok saymayı denesek de gözlerimizi her kapayışımızda karşımıza dikiliveren memeler… Bütün dünyanın yok saymasını istediğimiz memeler… Ne kadar sıkı örtülürse örtülsün, orada olduğundan bir an dahi şüphe duymadığımız memeler… Memeler İsyanda! yazısına devam et

ATHENA, İSABELLA VE RÖNESANS’TA KADIN İMGESİ

Athena, Yunan mitolojisinin en önemli mitlerinden birisidir. Olimpos’un en yüce tanrısının, Zeus’un başından doğan kızıdır.  Bilgeliğin ve savaşın tanrıçasıdır bu yanıyla da insanlığın ahlaki ve entelektüel özelliklerini taşır.  Üç bakire tanrıçadan herhangi bir hikayede evliliğinden söz edilmeyen tek tanrıçadır. Athena aslında Bakire Meryem’de kendini bulan cinsellikten uzak kalarak ahlak örneği olanideal kadın tipinin ilkçağdaki prototipidir. İlkçağda da ilkçağ düşüncesinin yeniden canlandığı Rönesans’ta da resimde, heykelde karşımıza çıkar Athena figürleri.

Rönesans düşünce sistemini ve sanat pratiğini yapıtlarında uygulayan, yaşadığı dönemde İtalyan şehir devletlerinin saraylarında kabul görmüş Rönesans resim sanatçısı ve Roma dönemi tarihi eserlerinin arkeoloğu AndreaMantegna da Mantua Düşesi İsabella De Este’nin Palazzo Ducale adlı sarayındaki Studiolo adlı özel dairesi için “Pallas Kötülükleri Erdemin Bahçesinden Kovuyor” adlı tablosunda Tanrıça Athena’yı resmetmiştir.

Athena, erdemlerin kötülükler tarafından işgal edilmiş bahçesine öfke ile resmin solundan giriş yapmış, bir kısmı gökyüzünde uçuşan bir kısmı bataklıkta yol bulmaya çalışan kötülükleri önüne katarak resimdeki hareketin de yönünü belirlemiştir. Athena sağ kolunda Aziz George betimlemelerinde olduğu gibi zaferi simgeleyen kırık bir mızrak tutmaktadır.  Sağ tarafı masif bir duvarla, diğer tarafları ise yeşilliklerin sarmalandığı kemerli geçişler ve altlarda çitlerle belirlenmiş bir bahçede, erdemlerin bahçesinde geçmektedir resmin konusu. Erdemler, resmin sağında gökyüzünde kendilerini tanımlayan simgeleriyle yeryüzündeki kovalamacayı izlemektedirler.  Ölçülü olma elinde adalet skalası ve kılıcı ile aşağıya şarabı döküyor, metanet ise elinde bir sütun ve asa, Herkül’ün aslan postunu giyinmiş olarak duruyor.  Resmin sol tarafında üzerinde üç dilde (İbranice, Yunanca, Latince) “Cennetten bize dönen erdemlerin ilahi dostlarına, refakatçılarına gel, kötülüklerin bu kirli yaratıklarını bizim koltuklarımızdan uzaklaştır.” yazılı bulunan bir yazıt olan ağaca dönen bir figür belirmektedir. Bu ağaç defne ağacı olarak betimlense de Athena’nın sembollerinden olan zeytin ağacı olarak düşünülmüş olmalı. Bu figür de erdemlerle bağlantılı bir figür olarak resimde yer almıştır.

Resmin alt bölümünde ileride alnında bantla betimlenen kadın figürü para gözlülük (Avarice), yanında taçlandırılmış şişman bir kadın olan cahillik (ignorance) kendisini taşıyan nankörlükle (ingratitude) birliktedir. Resmin arka fonunda aynı figürlerin kaçtığı görülebilir.Aniden bu grubun arkasında kucağında bir bebekle ortaya çıkan çirkin bir satir ortaya çıkıyor. Satirin kolunun üzerinde duran ayı postu ise onun şehvetli doğasını vurguluyor. Ayrıca solda hermafrodite benzeyen bir maymun bulunmaktadır. Bu maymun düşmanlık, sahtekarlık ve kötü niyet olarak belirtilmiş ve bunların tohumlarını bulunduran keseler taşımaktadır. Daha geride aylaklık kolları olmadığı için eşlik edenler olmadan hareket edemeyen bir figür olarak betimlenmiş. Tembellik ona bağlanmış. Athena’nın altındaki birikintide Ovid’in Remedia Amoris’inden bir alıntı bir yazıt vardır. Bu yazıtta şunlar yazılıdır:

Eğer aylaklığı kovalarsan küpidin oklarını yenebilirsin.” Gerçekten de küpidin oklarından hiçbiri Pallas’ı vurmuyor.

Bu garip grubun ortasında sakinliği ve güzelliği ile ayrılan bir kadın figürü utanmazca kentaurun üstünde duruyor. Saçları dalgalı ve örülü, yeşil şalı ise rüzgarın etkisiyle uçuşuyor. Rönesans yazarları iki tane Venüs tanımlıyor. Bu figür Celestia’daki Venüs’ün kızkardeşi duygusal aşk yani Luxuria olarak betimlenmiş. Luxuria’nın dermansız pozu  ile resimde yerini almıştır. Bu tavrı aktif haldeki Pallas’ın tam tersi özellikler gösteriyor. LuxuriaVenus’u elinde aşkın meşalelerini tutan bir küpid figürü tarafından yönlendiriliyor. Venüs ayrıca giyimli iki kadın tarafından takip ediliyor. Açıkçası bir kovalamacada koşuyorlar. Onları kesin olarak tanımlayacak atribülere sahip değiller. Ancak yine de elindeki yay ile birinin Diana’yı diğerinin ise elinde sönmüş meşalesi ile yasaklanmış cinsel ilişkilerde bulunmamayı simgeleyen bir figür olarak Pallas’a yardım ettikleri düşünülüyor. En sağdaki açık duvarın üzerinde ise “ Ve sen tanrı, zor olanı başarmam için bana yardım eder, erdemlerin anası” mesajı bulunan bir yazıt uçuşuyor.

Mantegna’nın resminin siparişini veren İsabella,Modena dükünün kızı olarak dünyaya gelmiştir. Çağdaşı birçok kadınla karşılaştırıldığında iyi bir eğitimi almıştır. Büyük olasılıkla ileride yaptığı evlilikle babasının güçler dengesindeki yerini kuvvetlendirecek bir evlilik için özel olarak yetiştirilmiştir ve genç yaşta başka bir soylu ile Mantua Markisi ile evlenerek Mantua Markizi olmuş Rönesans’ın sanat alanında siparişler veren, koleksiyonlar oluşturan önde gelen soylu kadınları arasında yer almıştır.İsabella döneminin toplum içindeki rolü ile kıyaslandığında kocasının yerine ülkeyi yöneten, hem iç hem dış politik ilişkileri yönlendiren ilginç bir Rönesans kadın figürüdür. Bu yönüyle de Bizans’ın ünlü Thedorasını andırmaktadır.

Rönesans’ta İtalya şehir devletlerindeendüstriyel kapitalizm öncesi bir süreç yaşanıyordu.  Bu süreçte Ortaçağ Hıristiyanlık düşüncesi ortaya çıkan elit kesimin etkisiyle değişime uğruyordu. Özellikle haçlı seferleri ve Endülüs Devleti’nin etkisiyle Roma- Yunan yazımının eserlerinin çevirilerini irdeleyen bir düşün gelişmeye başladı. Bu düşünü birçok tarihçi Rönesans hümanizması olarak tanımladı. Bu düşünce sisteminin etkisiyle Yunan-Roma mitolojisi de ortaçağ düşüncesi ile yeni bir sentez oluşturarak sanata konu olarak girdi. Zenginlik beraberinde yeni bir saray yaşantısı ortaya çıkardı. Saray her daim yüce ve gücün gösterisinin yeri olmuştu. Bu dönemde de değişmedi aslında bu tarz. Ama Ortaçağ derebeyinin şatosu Kilise’nin ihtişamının gölgesindeydi. Rönesans ile birlikte burjuvazinin nüvesini oluşturan yeni İtalyan şehir devletlerinin soylu sınıfı için sanat bir prestij gösterisi olarak önem kazandı. Örneğin İsabella sarayında birçok sanatçı, düşünür ve şairi bulunduruyordu. İncelediğimiz Pallas resminde Alberti’nin Historia’sından düşünceler kullanılmış, resmin içeriğine ilişkin İsabella’nın önde gelen danışmanı Pari de Ceresera’nın İbranice, Yunanca ve Latince bilgisinden yararlanılmıştır. Ortaçağ’da düşünün ve sanatın yeşerdiği,  geliştiği yerin kilise olduğu gözönünde bulundurulduğunda bu eksenin saraylara doğru kaydığı gözlenebilir. Ayrıca yeni düşünce biçimi ortaçağın isimsiz sanatçısına bir isim vermiştir ancak sanatçının özgürlüğünün sınırları esnetilse de yine gücün hizmetinde kalmıştır.

Ortaçağ düşüncesinde kadının algılanması kutsal kitaplarda geçen “Adem ve Havva” hikayesinde Havva’nın rolü ile belirlenmiştir. Havva Adem’i cennetin yasak elmasını yemeye iknaederek ilk günaha daveti çıkarmıştır. Daha sonra iseşehvetin, zinanın nedeni olarak kadın görülmüştür. Zina içinde bulunan kadın cezalandırılmış, zina ürünü çocuk ise öldürülmüştür. Verilen cezaların ağırlığına rağmen yoksullukla birlikte bu tür suçlar ortaçağda istisna olarak kalmamıştır. Dönemin ideal kadını kendini bakire Meryem’de bulan cinsel aşktan uzak, iffetli kadındır. Rönesans ile birlikte bu sorunlara çözümler getirilmeye çalışılmıştır, örneğin tasarımını Brunelleschi’nin yaptığı Floransa Öksüzler Yurdu bu günah tohumu çocukları ehlileştirmek, toplum hayatına kazandırmak için bir adım olmuştur.

Mantegna,bu resimde Athena’nın şahsında İsabella De Este’yi alegorik olarak anlatmaktadır.İsabella Athena olarak dönemin kötülükleri ile mücadele etmektedir. Kötülükler ve erdemler sınıflandırması ortaçağ kilise düşüncesinin bir ürünüdür. Mitolojik öğeler ile Hıristiyanlık öğeleri bu resimde biraraya getirilmiştir. Bu yapıtta figürlerin çoğu kadınlardır ama bu kadınlar tek tip değildir, kötülüklerin birçoğu alt sınıflardan kadınlardır. Bunun yanında erdemler de kadın figürleridir. Erdemlerin yardımcısı da bir kadın olan Athena’dır.  Bu, dikkat çekicidir çünkü kadının algılanmasında üst sınıftan bir kadın olan İsabella’yı Athena gibi eril özellikleri olan bir tanrıça ile özdeşleştirilerek ideal kadın dünyevi aşktan uzak bir tip olarak sunulmaktadır. Luxuria’nın resimdeki kötülükler grubu içindeki varlığı da dünyevi aşkı aşağılarken Athena’nın iffetli kadın rolünü pekiştirme işlevi görüyor.  Ortaçağın alt sınıf mensubu kadınise kötülüğün kaynağı olarak görülmektedir ki kötülükler dönemin birçok resminde karşımıza çıkan alt sınıflardan kadın figürleridir. Yoksulluğun bugün olduğu gibi o günlerde de suçun kaynağı olarak görüldüğünü anlatıyor Mantegna’nın resmi.

Ahlaksızlığın, evlilik dışı ilişkinin kaynağı olarak görülen kadını cinsel ilişkiden uzak duran ahlaklı erdemli kadının temsilcisi İsabella’nınehlîleştirmesi amacıyla yapılmamış bu resim aslında. Çünkü bu resim İsabella’nın en fazla misafirlerinin görebileceği özel dairesi için yapılmış. O zaman buradan resmin İsabella’nın toplum içindeki rolünü öven bir kişisel propaganda aracı olarak kullanılmış olabileceği sonucu ortaya çıkıyor ki bunu İsabella sadece sanatı değil birçok farklı yöntemi kullanarak uygulamıştır. Devletinde Vatikan ve dönemin Fransa gibi diğer güçlü ülkeleriyle aktif siyasetin yürütücüsü İsabella’nın kendisi olmuştur.

Resimden yola çıkılarak Rönesans dönemi kadın imgesinin değişime uğradığını ama henüz Ortaçağ düşüncesinden ayrılmadığını görebiliriz. Ayrıca dönemin ideal kadın tipi cinsellikten uzak, ölçülü, adaletli olma gibi erdemlere sahiptir. Bu tip, Athena gibi ilkçağın yarı eril bir karakterinden Meryem figürüne evrilmiş, Rönesans’ta Antikite düşüncesinin canlanışı ile birlikte içeriği Hıristiyanlığın erdemlerine sahip Athenası olarak değişerek tekrar gündeme gelmiştir.

Kaynaklar:

‍*Lauren George, DicksonCollege 2009,The PublicPerception of Isabellad’Este

*San Juan, Rose M. 1991, The Court Lady’s Dilemma: Isabellad’Esteand Art Collecting in theRenaissance

*Paola Tinagli,1997, Manchester UniversityPress,Women in ItalianRenaissance Art- Gender, Representation, Identity

*Merry E Wiesn, WomenandGender in Early Modern Europe (New ApproachestoEuropeanHistory)

*SuzanneBoorsch … [et al.,contributors] ; editedbyJaneMartineau, New York : MetropolitanMuseum of Art, 1992,Andrea Mantegna 

 

Seher Düzgün