PİDEBAN: SARIYER’DE BİR ZAMAN TÜNELİ

Kadıköy, Bakırköy ya da Kartal’dan öğlen yemeği için Sarıyer’e gidilir mi? Gidilirse niçin gidilir? Üstelik hiçbir reklam ve tanıtım faaliyeti yürütmeyen bir mekan söz konusu ise karşınızda çözülmeyi bekleyen bir muamma olduğunu düşünmekten kendinizi alamazsınız… Antika Draje olarak, bu muammayı çözüp okurlarımızla paylaşmak için Sarıyer Çayırbaşı’nda bulunan Pideban’daydık.

 

İçeriye adım attığınızda kendinizi başka bir dünyaya ışınlanmış gibi hissettiğiniz mekanlardan biri Pideban. Ortalama bir antikacıda görebileceğiniz eşyalardan daha fazlası ve asla sululuğa düşmeyen, canayakın bir muhabbet 1977’den beri hizmet veren bu pideciye ruh katıyor. Bir peynirli, bir de kıymalı pide yiyip çıkıp gittiğiniz pidecilerden değil burası. Mekan sahibi Yusuf Bey konuştukça Pideban’a tekrar tekrar gitmekten kendinizi alamayacağınızdan emin oluyorsunuz.

Eskiden Karadeniz’de insanlar kendi aldıkları malzemeleri fırınlara vererek pide yaptırır, evlerinde sabah kahvaltısında yerlermiş. Giresun Görele’li Yusuf Bey ve ailesi işte bu kültürün içinden gelmiş. Yaklaşık 60 yıldır İstanbul’da yaşayan bir aile olarak fabrikasyon hiçbir ürün kullanmamaları da bu kültürden kaynaklanıyor olsa gerek. Fabrikasyon yağ bile kullanmıyorlar. Her şey natürel. Malzemelerin çoğunluğu kamyonlarla Karadeniz’den geliyor. Çankırı’dan getirttikleri un ve Bursa Orhangazi’den gettirttikleri ev turşusunu saymazsak tabii… Aslında pidenin yanında turşu görmeye de alışık değilizdir ama Pide Ban’da denemişler ve olmuş doğrusu…

Müzik olarak mekanda türk sanat müziği çalıyorlar. En çok yenen pide karışık ve kıymalı pideler. Kokuyu dert etmeyenlere de pastırmalı pide tavsiye ediyorlar. Ustalar genelde Karadenizli. Çalışan Muş’lu da var ama çıraklıktan girmiş. İşletme sahibi bu işten çok iyi anlıyor, iş yoğun olduğu zaman Yusuf bey hamur açmaya mutfağa geçiyor mesela. 40 kişi personelleri var. Sarıyer dışında yaşayanlara kötü bir haber: Sarıyer dışında şubeleri bulunmamakta…

Pideban’ın ilk dükkanı çayırbaşında, benzinliğin arkasında… Diğer iki şube daha modern ama Pideban’ı Pideban yapan her şey fazlasıyla Çayırbaşında mevcut… Özellikle Pazar günleri çok kalabalık oluyor. Yazın okullar kapandıktan sonra pek iş olmuyor. Aynı anda 3-5 ünlüyle karşılaşmanızın mümkün olduğu bir mekan olduğunu da belitelim. Bunun başta gelen sebeplerinden biri de işletmenin rahatlığı ve sıcaklığı… Mesela müşteriler arıyormuş Antalya’dan, “senin pide gibi değil burdakiler” diye… Bodrumdan Korkmaz abi, arka masada pidebandan bahsettikleri için arıyor Yusuf beyi. O kadar sıcak bir aile ortamı var ki, ünlü birisini kasa başında görmek mümkün olabiliyor. Şayet bir gün draje ekibinden birisini kasada veya sipariş alırken görürseniz şaşırmayınız… Antika meraklarının kökeni ise bundan 30-40 sene önce kurulan bitpazarı. Aslında ilk eski radyolarını memleketten getirirler. Dedelerinin eski radyosunu getirdikten sonra, o dönem televizyonun da etkisiyle radyolara ilgi azalır. İnsanlar eski radyolarını buraya getirmeye başlarlar. Bu dönemin ardından hesap makineleri ve telefonlar gelmeye başlar. Birçok çeşit antikaları var, eskiden tavandan kömürlü ütüler sarkarmış fakat şimdi onları daha güvenli bir yere taşımışlar.

Şu anda tavanda birçok takımın orijinal imzalı formaları var. Hepsi de mekâna pide yemeğe ve ziyarete gelen takım mensuplarından hatıra. Zaten mekân sahibi Yusuf Bey ziyarete gelen ünlülerin fotoğraflarını çekmeye karşı, insanların rahatsız olacağını düşünüyor. Fakat gelen kişilerin hatıra adına bir iki şey yazmalarını istermiş. En ilginç ziyaretçilerinden biri uzayda en uzun süre kalan Rus Kozmonotmuş. İstanbul’un ilk pidecilerinden biri olan Pideban’a uzaydan bile müşteri geldiğini söylesek yalan söylemiş olmayacağız kısacası… Antikaların yüzde otuzu müşterilerden gelmiş. Satsana diyenler var, dizi ve filmlerden antika radyoları ödünç isteyenler de çıkıyormuş… Pide Ban’ın en ilginç antikalarından biri de Belçika yapımı bir kömür sobası. Müzayededen alınan bu soba getirildiğinde içinden birtakım kâğıtlar ve bir kibrit kutusu çıkmış. Bunların üstünü okuduklarında 1946 tarihli olduklarını görmüşler. Yani bu sobaya 50 seneden uzun bir süre boyunca bu kâğıtlar ve kibrit kutusu arkadaşlık etmiş. Ve eğer iyi bir şirin olursanız Yusuf Bey’in antika arabalarını görebileceğinizi de belirtmeden geçemeyeceğiz…

PİDEBAN: Bahçeköy Caddesi No: 1
Çayırbaşı – Sarıyer / İSTANBUL
Tel: 0212 242 19 46

 

Söyleşi: Erdinç Yücel – İlknur Seda Bendeş

Antika Draje’yi Okumak İçin Tıklayınız

Bir Cevap Yazın